Kültürümüzde yardımlaşmayla ilgili birçok atasözü mevcuttur. “Bir elin nesi var, iki elin sesi var”, “Birlikten kuvvet doğar”, “El ele vermeyince taş yerinden kalkmaz” gibi güncel hayatta sıkça kullandığımız birçok atasözümüz yardımlaşma, birlik ve dayanışma gibi kavramların hayatımızın merkezinde olmasını sağlar. İnsanlar, bekledikleri yardımların bir kısmını ise antik çağlardan beri el yapımı aletler/makinalar/robotlar ile sağlamaktadır. 13. yüzyılın önemli mucitlerinden Cezeri, onlarca mühendislik harikası makinayı tasarlayarak, insana yardımcı bir üçüncü el icat etmeyi amaçlamıştır. Sanayi devrimiyle beraber özellikle endüstride makinalar yaygınlaşmış, 1970li yıllarda başlayan dijital teknolojilerin yaygınlaşmasıyla beraber programlanabilir, adaptif, yapay zekalı birçok makine hayatımıza girmiştir. Bu makinelerin bir kısmı robot olarak isimlendirilmiştir.
Robot kelimesi ilk defa hayatımıza 19. yüzyılın ilk çeyreğinde girmiş ve “ücretsiz işgücü” anlamı yüklenerek kullanılmıştır. Günümüzde ise robot kavramı, endüstride kullanılan mekanik kolların yaygınlaşmasıyla beraber farklı bir mana kazanmış ve üzerinde belirli özellikleri barındıran makinalara verilen bir çeşit özel isim olmuştur. 19. yüzyılın son çeyreğinden itibaren endüstride yaygın olarak kullanılmaya başlanan robot kollara, 20. yüzyılın başlarında hareketli otonom robotlar eklenmiş ve bu robotlar hayatın her alanında kullanılmaya başlanmıştır.
Fabrikalarda, depolarda, savunma sanayinde ve ortak yaşam alanlarında (havaalanı, AVM vb.), temizlik, gözlem, taşıma, ulaştırma, yönlendirme gibi birçok farklı alanda farklı robot tipleri kullanılmaya başlandı. Markalar konuya göre özelleşmiş birçok robot çeşidi üretmeye başladı ama yine de insana yardımcı olacak o üçüncü el, insansı robotların hayatımıza girmesiyle beraber daha fazla hissedilmeye başlandı. Bir insanın yaptığı herhangi bir işi, belki de en iyi yine bir insan gibi hareket edebilen robot yapabilirdi. En azından insansı robotların üretimindeki temel motivasyonlardan birisi de buydu. Bu motivasyonla beraber insansı robotların her geçen gün üretim adetleri arttı ve kullanımı yaygınlaştı.
Özellikle endüstri tarafındaki talebin artmasıyla birlikte insansı robot üretimi hızla artış göstermiş ve 2025 yılında yaklaşık 15.000 adet satılarak; ArGe’nin, pilot projelerin ve demo gösterimlerinin haricinde ilk defa aktif olarak endüstride kullanılmaya başlamıştır.
Fuarlardan, satış lansmanlarından ve firmaların küresel tanıtım organizasyonlarından anlaşılmaktadır ki; insansı robotlar endüstri kuruluşlarında ürünlerin, paketlerin sıralanması, kalite kontrollerinin yapılması, parçaların bir araya getirilerek montajının yapılması ve taşıma gibi geniş bir yelpazede hizmet verme potansiyeline sahiptir.
İster küresel isterse yerel pazarda rekabetçi ürünler üretmek isteyen fabrikaların, kalite kontrol aşaması, günümüzün belki de en önemli süreçlerdendir. Hatta bazı fabrikalarda üretim sürecinin dar boğaz nokta olduğu gözlemlenebilir. Yaygın bir şekilde genellikle insan gücüyle yapılan kalite kontroller, dijitalleşme ile birlikte kameralar ve sensörler kullanılarak yapılmaya başlansa da üretilen ürünlerin, şekli, malzeme yapısı gibi çeşitli unsurlar, yine insan kontrolüne ihtiyacı ortaya koymaktadır. İnsan gibi hareket ve algı kabiliyeti olan insansı robotlar ise tam olarak bu noktada devreye girmekte ve karmaşık kalite kontrol süreçlerinin yürütülmesinde insana bir üçüncü el olarak yardımcı olmaktadır.
Kompleks bir ürünü ortaya çıkarabilmek için bazen binlerce parçayı bir araya getirmek gerekir. Belirli işlerde özelleşmiş montaj robotları, bu tarz işler için kullanılsa da bu robotların bir kısmı üretim hattında insan kontrolüyle beraber çalıştırılmakta, bazı durumlarda ise montaj sürecini sadece insanın yönetmesi gerekmektedir. İnsanın hareket ve algı kabiliyetleri, sınırlı kapasitede geliştirilmiş işbirlikçi robotik kolların kapasitesinden çok daha yüksek olduğu için, insansı kabiliyetlerin ürettiği değer oldukça yüksektir. Firmalardan gelen; montaj hattında insansı robotların kullanılmasıyla ilgili taleplere bakıldığında, insansı robotların üretebileceği bu değere olan talep görülebilmektedir.
İnsansı robotların kullanımının talep edildiği bir diğer konu ise, fabrika, depo ve havaalanı, AVM gibi ortak yaşam alanlarında, robotların belirli bir yükü yükleme ve taşıma gibi faaliyetleri yürütmesidir. Günümüzde tekerlekli ve paletli çeşitli robot platformlarıyla taşıma görevleri otonom kara robotlarıyla gerçekleştirilebilmektedir. Ancak bu tarz taşımalar sadece yükün konumunu değiştirmeyi içermektedir. Yükün araca yüklenip boşaltılması, istiflenmesi, ağırlık merkezine göre kontrollerin yapılması gibi tüm durumlar yine bir insan operatöre bırakılmıştır. Taşıma işleminin tam manasıyla robotik olarak yapılabilmesi için işte tam bu noktada insansı robotlara ihtiyaç duyulmaktadır. Yüksek ağırlıklarda yük taşıma kapasitesi olan robotlarla birlikte çalışarak taşıma işlemini tam otonom hale getiren bir sistem ancak bu sayede kurulabilir.
Netice itibariyle, insansı robotların endüstri kuruluşlarında kullanılmasıyla birlikte, insana yardımcı bir üçüncü el hayatımıza girmiş, hatta bizzat o el, taşın altına koyulmuştur. Yani özetle yakın bir gelecekte, belirli alanlarda özelleşmiş robotların yerini, öğrenebilen ve kendini geliştirebilen insansı robotların alacağı öngörülebilmektedir. Örnek olarak; depomuzda kullandığımız forklifti değiştirip otonom bir forklift almak yerine, elde mevcut bulunan forklifti kullanabilen insansı robotlar hayatımıza girecek ve yaygınlaşacaktır. Bu sayede, küresel ölçekte insansı robotların üretime sağlayacağı imkanlar artmış olacaktır. Ülkemizde bulunan irili ufaklı tüm endüstri kuruluşlarımızın bu imkanlardan uzak kalmaması temennisiyle…